3 Ekim 2009 Cumartesi

Deneme - Kurt Adam

Yine düştüm işte. Belimi doğrultmaya kalmadan tekrar düşüyorum. Halimi anlatmaya çalışmak, konuşmak için konuşmak oluyor. Herşey ortada. Konuşmak değil çalışmak lazım. Ama anlatınca belki de kafamı toparlıyorum. Ya da kendimi böyle avutuyorum. Anlatma ve yazma isteğimin altında belki de başka niyetler var. Belki değil aslında... Kesinlikle başka niyetler, sebepler, ahlaklar var. İnsanın bir ahlakı her işine sirayet ediyor. Herşeyde kokusunu belli ediyor. Kendisi bile anlayamıyor.

Hakk! Ne eksik, ne de fazla söylemek... Tamı tamına olduğu kadar... Neyse o! Öyle bir söyleyiş için nasıl bir bakış, nasıl bir anlayış lazım? Ömerî... Fârûkî... Hak ile batılı ayıracak keskin bir bakış. Aldatıcıların aldatmasına kanmayacak bir idrak... Herkese "Sen de haklısın." demek olmaz ki! Haksıza "Haklısın." demek haklıya haksızlık etmektir. Hem de hakkın kendisine haksızlıktır, sadece haklıya değil. Belki de bu yüzden hakkı yenen biz olduğumuzda bile hakkımızdan feragat etmemiz tasvip edilmiyor. Zulme rıza göstermek oluyor. Kendimiz için değilse de hakkın kendisine haksızlık edildiği için hakka sahip çıkmamız gerekiyor.

"Her aklına geleni söylemek, yalan olarak yeter." denmiş, biliyorum. Fakat geldiği gibi konuşunca içimdekileri olduğu gibi dökebiliyorum. İçinde bulunduğum hal neyse, iyi olsun kötü olsun, o ortaya çıkıyor. İyi zannettiğim kötü haller olabilir. Kötü zannettiğim iyi haller olabilir. Ama olduğum gibi olursam kendimle barışık olurum. Böylece problemlerimi kendimle konuşarak ve anlaşarak çözebilirim.

Hep başkalarıyla konuşuyoruz. Bazen birisini ikna etmeye, bazen birisini birşeye inandırmaya çalışıyoruz. Bazen birinden birşey istiyoruz. Bazen birisine birşeyi yapmamasını söylüyoruz. "Sen öyle diyorsun ama şunu göz önünde bulundurmuyorsun, farkında mısın?" diyoruz. Bunları kendimize neden söylemiyoruz?

Ben de çoğu zaman yapamıyorum ama yapınca çok güzel oluyor. İç-dış bütünlüğü burdan çıkıyor. Farklı davranış alanlarında farklı insan olmuyorsunuz. Kurt adam gibi... Gündüz halim, selim, sevecen; gece katı ve saldırgan... Gözlemlediğim kadarıyla insanlar hava kararınca daha farklı davranıyorlar. Sanki gündüz güneş gibi herkese açık, gece olunca sizi duymuyor ve görmüyorlar. Belki herkeste bir nevi kurt adamlık var. Farklı davranış alanlarında farklı karaktere bürünmek, bir nevi kurt adamlıktır. Merak ediyorum, kurt adam karakterinin tasarımcısı hangi psikolojik nevrozları anlatmak istiyor acaba...

Hiç yorum yok:

WSO2 ESB + ClientAccesPolicy.xml + CrossDomain.xml

ClientAccesPolicy.xml and CrossDomain.xml files have to be found at root of your services Silverlight and Flex clients to be able to acce...